Reklamı Geç
Advert
Advert

Advert
Advert

Advert
Advert

Cumhurbaşkanı Erdoğan Wall Street Journal'a yazdı

Cumhurbaşkanı Erdoğan, ABD'nin önemli gazetelerinden Wall Street Journal için bir makale kaleme aldı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan Wall Street Journal'a yazdı
Cumhurbaşkanı Erdoğan Wall Street Journal'a yazdı Admin
Bu içerik 272 kez okundu.

Makalesinde, "Diğerleri harekete geçmekte başarısız olunca Türkiye adım attı" başlığını kullanan Erdoğan, Barış Pınarı Harekatı'nın sebebine ilişkin açıklamalar yaptı. 

Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan'ın ABD merkezli The Wall Street Journal gazetesinde yayımlanan 15 Ekim 2019 tarihli makalesi şöyle: 

BAŞKALARI HAREKETE GEÇMEZKEN TÜRKİYE ADIM ATIYOR 

2011 yılında Suriye’de iç savaş başladığından bu yana, birbirini takip eden insani krizlerin ceremesini Türkiye kadar çeken bir ülke olmadı. 3,6 milyon Suriyeli mülteciyi topraklarımıza kabul ettik -ki hiçbir ülke bu rakama ulaşamamıştır- ve onlara eğitim, sağlık ve barınma hizmetleri sunabilmek için 40 milyar dolar harcadık. Misafirperverlik kültürümüz, uluslararası toplumdan çok az bir yardımla, milyonlarca savaş mağduruna ev sahipliği yapma yükünü omuzlamaya bizi mecbur kıldı.

Ancak bir noktada, Türkiye de artık sınırına ulaştı. Yönetimim, uluslararası mali destek olmadan mültecilerin Batı’ya akın etmesini engelleyemeyeceğimiz konusunda defalarca uyarılarda bulundu. Bu uyarılarsa, sorumluluktan kaçmak isteyen hükümetler, dile getirilen gerçekleri bir tehdit olarak lanse ettiğinden duymazdan gelindi.

Yönetimimin, uluslararası toplumun harekete geçmeyeceği çıkarımına varmasının ardından, Suriye’nin kuzeyi için bir plan yaptık. Söz konusu planı geçen ayki BM Genel Kurulu’nda dünya liderleriyle de paylaşmıştım. Bu plan doğrultusunda Türkiye geçen hafta, insani krize son vermek ve bölgemize yapılan düzensiz göçün kaynağı olan şiddeti ve istikrarsızlığı gidermek adına Barış Pınarı Harekâtı’nı başlattı. Mülteci krizini ele almak için alternatif bir planı olmayan uluslararası toplumun, ya bizim çabalarımıza katılması ya da mültecileri kabul etmeye başlaması gerekmektedir.

Türk ordusu, Suriye Ulusal Ordusu ile birlikte, Barış Pınarı Harekâtı kapsamında Suriye’nin kuzeydoğusundaki bütün terör unsurlarını ortadan kaldıracaktır. Bu militanlar, aralarında 300 bine yakını da Kürt olan Suriyeli mültecilerin evlerine dönmelerini engelliyorlar. Bizim görevimiz, PKK olarak bilinen terör örgütü Kürdistan İşçi Partisi’nin yanı sıra, bu örgütün Suriye kolları ve DEAŞ ile de mücadele etmek. Türkiye’nin hiçbir etnik ya da dini grupla bir anlaşmazlığı bulunmamaktadır. Bizim açımızdan, Suriye Arap Cumhuriyeti’nin, terör örgütüne mensup olmayan bütün vatandaşları eşittir. Biz, PKK’nın Suriyeli Kürtlerle bir tutulmasına karşı çıkmaktayız.

Türkiye aynı şekilde DEAŞ’ın İslamiyet’le bir tutulmasına da karşıdır. Hiçbir DEAŞ savaşçısının, Suriye’nin kuzeydoğusundan ayrılmamasını sağlayacağız. Yabancı terörist savaşçıların eşlerinin ve çocuklarının topluma yeniden kazandırılması hususunda kaynak ülkeler ve uluslararası örgütlerle iş birliği yapmaya hazır bulunmaktayız.

Bugün, DEAŞ ile mücadele etmenin erdemleri üzerine Türkiye’ye nutuk atan ülkeler, 2014 ile 2015 yıllarında yabancı terörist savaşçıların akınını engelleyememişlerdi. Şimdi ismini vermeyeceğim bir Avrupa ülkesi, vatandaşlarından birinin 2014 yılında, valizinde mühimmatla İstanbul’a giden bir uçağa nasıl binebilmiş olduğunu belki açıklamak ister. Aynı şekilde Fransa da Türkiye’ye silah satışını engelliyor ancak terör saldırıları konusunda yapmış olduğumuz uyarıları neden görmezden geldiler ki?

Türkiye’nin Suriye’nin kuzeyindeki operasyonunu bir saldırı olarak tanımlayan Arap Birliği üyelerinin bazı sorulara yanıt vermesi gerekmektedir. Türkiye’nin, Suriyeli mültecileri atalarının topraklarına kavuşturma girişimlerinden bu kadar mutsuz olduklarına göre, kendileri kaç savaş kurbanını ülkelerine kabul etmişler? Suriye’deki insani krizi sona erdirme girişimlerine ne gibi bir katkıda bulundular? İç savaşı sona erdirmek için ne gibi siyasi inisiyatifler aldılar? Açıklamaları, Arap halkının gerçek fikirlerini ve duygularını yansıtmayan Arap Birliği’nin hiçbir meşruiyeti yoktur.

Uluslararası toplum, Suriye krizinin, bütün bölgeyi bir istikrarsızlık girdabına çekmesini engelleme şansını elinden kaçırdı. Birçok ülke, savaşın, düzensiz göç ve terör saldırılarındaki artış gibi, olumsuz yan etkileriyle uğraşmak zorunda kaldı. Barış Pınarı Harekâtı, Türkiye’nin, Suriye’deki vekil savaşlarını sona erdirmesi ve bölgeye barış ve istikrar getirmesi açısından ikinci bir şans sunuyor. Avrupa Birliği ve dünyanın, Türkiye’nin yapmaya çalıştıklarına destek vermesi gerekmektedir.

Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Benim “HÜRRİYET” yıllarım!
Benim “HÜRRİYET” yıllarım!
Kırklareli Ticaret ve Sanayi Odası, Romanya'ya geliyor
Kırklareli Ticaret ve Sanayi Odası, Romanya'ya geliyor